ÇANAKKALE

ÇANAKKALE
17 Ekim 2015 tarihinde eklendi, 179 kez okundu.

Tarihçe

Eski çağlarda Hellespontos ve Dardanel olarak anılan Çanakkale M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini korumuştur. Erken Bronz Dönemi’nden bu yana önemli bir yerleşim merkezi olan Çanakkale, Çanakkale Boğazı sayesinde Anadolu ile Avrupa ve Akdeniz ile Karadeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan iki geçit bölgesinden biridir. Bu özelliği nedeniyle yöre, çeşitli göç ve istila hareketlerinin hedefi olmuştur. Kültürel yoğrulma, yüzyıllar boyu kesintilerle sürmüş, bunun sonucu oldukça renkli bir kültür mozayiği ortaya çıkmıştır. Bugünkü Çanakkale İli’nin adı Anadolu Yakası’ndaki Çanak Kalesi’nden gelmektedir.

M.Ö. 1200’lerde kuzeyden gelen “Deniz Kavimleri”nin göçü ile bölgede ve Anadolu’da yazılı tarih açısından karanlık dönem başlamıştır. Bölge, M.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu’da büyük bir güç haline gelen Lydia Krallığı’nın egemenliğine girmiş, M.Ö. 5. yüzyılda Perslerin gelmesiyle, Pers etkisi artmaya başlamış, M.Ö. 4. Yüzyılda Persler ve Spartalılar arasında yapılan “Kral Barışı” ile bölgede kesin olarak Pers egemenliği sağlanmıştır. Sonrasında Makedonlar, ardından Bergama Krallığı ve Galat istilaları döneminden sonra Roma ve Bizans İmparatorlukları bölgede hakimiyet kurmuştur. Osmanlıların Akdeniz’de egemenlik kurma istekleri, onları Balkan Yanmadası’ndaki fetihlere, Gelibolu ve yöresinden başlamaya yöneltmiştir. Gelibolu’da bir tersanenin kurulmasıyla birlikte Çanakkale’deki Osmanlı egemenliği daha da artmıştır. Boğazın Önemi Çanakkale Savaşları’nda (1. Dünya Savaşı’nda) bir kez daha gündeme gelmiş ve düşman donanması 18 Mart 1915 tarihinde bozguna uğratılmıştır.

Dünya savaşlarının yapıldığı, Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı bir şehir olmasının yanında, dünya tarihi açısından adından söz ettiren Troya, Assos, Alexandria Troas, Apollon Smintheus, Parion gibi arkeolojik değerlere de sahip olan Çanakkale, ülkemizde turizm açısından en şanslı iller arasında yer almaktadır. Tarihi, stratejik,  kültürel varlıklarının yanı sıra ortaya çıkarılmayı bekleyen birçok turizm değerine de sahip olan Çanakkale’de, diğer illerde kentleşme sırasında yaşanan birçok olumsuzluğun daha az seviyelerde olduğu görülmektedir. Dünya turizminde yeni trendlerden olan demografisi bozulmamış, yerel değerlerini koruyan, geleneksel toplum yapısına sahip, yöresel lezzetleri ile gastronomi açısından farklılık yaratan, bozulmamış doğal imkanları olan, ekolojik tarım faaliyetlerinin uygulanabildiği, hikayesi olan destinasyonlardan biridir Çanakkale.

Coğrafya

Türkiye’nin kuzeybatısında Avrupa ve Asya Kıtaları’nı birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan boğazın iki yakasında kurulu, Ege ve Marmara Bölgesi’nde toprakları bulunan Çanakkale’nin yüzölçümü 9737 kilometrekare, kıyı uzunluğu 671 kilometredir. Konumu gereği Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında geçiş gösterir.

Nüfus
Çanakkale’nin tüm ilçeleriyle birlikte toplam nüfusu, 2013 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sonuçlarına göre 502.328’dir. Merkez nüfusu ise 149.881’dir.

Ulaşım

Çanakkale-İstanbul: 320 Km.

Bu güzergahı kullanarak Çanakkale’ye ulaşacak olanlar, Gelibolu-Lapseki, Eceabat-Çanakkale veya Kilitbahir-Çanakkale feribotlarından uygun olanı kullanacaklardır. Tarifeler için tıklayınız:
www.gestasdenizulasim.com.tr

Çanakkale-Ankara: 655 Km.
Çanakkale-İzmir: 326 Km.
Çanakkale-Bursa: 271 Km.
Çanakkale-Edirne: 216Km.

Çanakkale’nin diğer illere olan mesafesine ulaşmak için:
http://www.kgm.gov.tr/Sayfalar/KGM/SiteTr/Uzakliklar/illerArasiMesafe.aspx

İlçe mesafelerine ulaşmak için:
http://www.kgm.gov.tr/Sayfalar/KGM/SiteTr/Uzakliklar/ililcelerArasiMesafe.aspx

Hava alanı pisti uzatma çalışmalarından dolayı yapım aşamasındadır.

Şehir Merkezindeki Gezilecek Yerler

Aynalı Çarşı: İlk yapımı ile ilgili bilgiler kesinlik kazanamamakla beraber II.Abdülhamid döneminde, 1889’da Çanakkale’nin önde gelen Yahudi ailelerinden Halyo, bu çarşıyı yaptırmıştır.Çarşının özgün durumuna ilişkin kayıtlar incelendiğinde tipik bir arasta özelliği gösterdiği ve İstanbul’daki Mısır Çarşısı’nın minyatürü olduğu anlaşılmaktadır. Elde edilen en eski tarihli (1960-1961) Aynalı Çarşı fotoğrafından anlaşıldığına göre çarşının üzerinin daha sonra açık hale geldiği ve 1967’deki onarım sırasında bugünkü çatısının yapıldığı anlaşılmaktadır.

Çanakkale Arkeoloji Müzesi: Müze, bünyesinde prehistorik çağlardan günümüze kadar gelen süreç içerisinde yaşamış olan toplumların kültür ve sanat eserleri sergilenmektedir. Müze teşhir salonlarında ağırlıklı olarak Troya, Assos, Apollon Smintheus, Tenedos, Alexandreia Troas ören yerleri ile Dardanos Tümülüsü kazılarından ele geçen arkeolojik eserler teşhir edilmektedir. Bunlar, mermer heykeller,mezar stelleri, mimari parçalar, bronz ve pişmiş toprak-çanak-çömlekler, kandiller, heykelcikler, taş ve kemik aletler, cam süs eşyaları, koku kapları, altın takılar ve bahçede sergilenen lahitlerdir.

Çimenlik Kalesi: Çanakkale’nin varoluş nedeni, boğaz kenarındaki Kale-i Sultaniye günümüzdeki adıyla Çimenlik Kalesi’dir. Kaleyi, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra 1462 yılında yaptırmıştır. Piri Reis, Kitab-ı Bahriye’sinde kitabını burada tamamladığından bahseder. Kale, kare planlı bir iç kale ve dış kaleden meydana gelmektedir. Kalenin dış duvarları 100×150 m ölçülerinde ve surların yüksekliği 11 m.dir. Surların üzerinde köşelerde ve aralarda dışa taşkın olarak 9 adet burç bulunmaktadır. Kalenin deniz tarafındaki suru III. Selim yıktırmış yerine o günün silah teknolojisine uygun olarak top platformları ve cephanelikler yaptırmıştır. Çanakkale Savaşları sırasında 4 adet top, kalede savunma görevi yapmıştır. 18 Mart 1915 günü kale özellikle İngiliz gemisi Queen Elizabeth’in yoğun saldırılarına mağruz kalmış ve zarar görmüştür. Günümüzde Deniz Müzesi’nin bir bölümü olarak hizmet vermektedir.

ÇTSO Çanakkale Evi: Çanakkale’nin tarihi, turistik, kültürel ve sosyal değerlerini, yöresel ürünlerini tanıtarak kentin turizm potansiyelinin artırılmasını sağlamak üzere 15 Mayıs 2013’de hizmete girmiştir. Çanakkale’yi hak ettiği konuma taşımak, yerli ve yabancı turistlere ilk adımda verilen hizmetin kalitesini artırmak için Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası tarafından ziyarete açılmıştır. Çanakkale hakkındaki çeşitli bilgi ve eserleri, ürünleri Çanakkale Savaşları’nda kullanılan malzemeleri, Çanakkale temalı resim sergilerini, Çanakkale ile ilgili kitapları, ?lmleri ÇTSO Çanakkale Evi’nde görebilirsiniz. Ayrıca, arka taraftaki restoranında şehrin yöresel lezzetlerinin sunulduğu Çanakkale Evi Bahçesi de bulunmaktadır.

Ermeni Kilisesi: Aziz Surp Kevork adına 1873’de inşaatı başlayan kilise Çanakkale’de yaşayan Ermeni cemaatine aitti. 1915’de Ermeniler!in şehri terk etmesiyle mülkiyeti hazineye geçmiştir. Günümüzde Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Kültür Evi olarak hizmet vermektedir.

Korfmann Kütüphanesi: 2005 yılında kaybettiğimiz 1988-2005 yılları arası Troya Kazıları Başkanlığı yapan Prof.Dr. Manfred Osman Korfmann’ın vasiyeti ile Çanakkale iline kazandırılmıştır.

Kent Müzesi: Sabit Müze Sergisi yanında, kentle ilgili olarak 2 aylık periyodlarla süreli sergiler, her Çarşamba konferans, sohbet, panel ya da dinleti etkinlikleri, çocukların kenti tanımasına yönelik olarak kent gezisi ve bilgilendirme çalışmaları, kentin yaşlılarıyla “Sözlü Tarih” belgelemesi ve yine 2 aylık periyodlarla “Fetva” dergisini yayınlamaktadır. Bu çalışmalarla ilgili olarak kentte yaşayanlardan bilgi alır, kentliyle paylaşır ve arşivler.

Saat Kulesi: 1897’de İtalyan tüccar ve dönemin konsolosu Emilio Vitalis tarafından yaptırılmıştır. Ayvalık taşından yapılmış olan kulenin dört cephesinde de saat  ve kaide kısmında da hala kullanılmakta olan bir çeşme ve bulunmaktadır. Kare planlı yapı yukarıya doğru incelerek yükselmekte, en üstte de çokgen gövdeli çan köşkü bulunmaktadır.

Seramik Müzesi: Çanakkale Seramik Müzesi’nde güncel/modern  seramik  sergileri ile Geleneksel Çanakkale Seramiklerinin üretim süreci hakkında bilgilendirmeler bulunmakta  ve Geleneksel Çanakkale Seramikleri’nin yeniden üretimleri de sergilenmektedir.

Sinagog (Havra): Musevi mahallesinde yer alan ve Mekor Hayim (Hayat Kaynağı) adını taşıyan sinagogun 120 yıl kadar bir geçmişi olduğu söylenir.Musevi cemaatinin 10 kişinin altına düşmesiyle artık kullanılmamaktadır. Son zamanlarda yapıda restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiş ve ziyarete açılmıştır. İstanbul’dan ve yurt dışından gelen bir grup Musevi, her yıl Ekim Ayı’nda Şabat Duası’nı yapmak için burada toplanırlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git