Truva Turu

Truva Turu
3 Ocak 2014 tarihinde eklendi, 4.973 kez okundu.

Çanakkale Truva Turu; Çanakkale Gezi olarak sizlere Truva Ören Yeri ve Truva Antik Kentini Günübirlik olarak ziyaret edebileceğiniz Çanakkale Truva Turu programını hazırladık.

Çanakkale Truva Turu

Hareket Yeri ve Günleri

  • Yılın Her Günü
  • Çanakkale Merkez Hareketli
  • İstanbul Hareketli
  • Kesin Kalkış
  • 08.30 Buluşma ve 12.30 Dönüş – 12.30 Buluşma – 17.30 Dönüş

NOT: Truva Turu programımız sabah ve öğle olarak günde iki kez hareket etmektedir.

Ücreti ve Dahili Hizmetler

Tur Ücreti Kişi Başı 60.- TL 

  1. 0 – 6 Yaş Çocuklar Ebeveynleri ile ücretsiz ( Koltuk Verilmez)
  2. 07 – 12 Yaş Çocuklar 35.- TL ( Tüm hizmetlerden yararlanabilirler )
  • Profesyonel Rehberlik Hizmeti
  • Lüks Klimalı Araçlarla Ulaşım Hizmeti
  • Müze Giriş Ücretleri

Buluşma Noktaları

  • Çanakkale Feribot İskelesi
  • Vitalis Kültür Kafe
  • Çanakkale Otelleri Lobileri
  • Çanakkale Pansiyonları Lobileri

Çanakkale Truva Turu Ziyaret Noktaları

* Kordon’daki Truva Atı ( Filimde kullanılan )
* Truva’nın Düşü ve Gerçeği (Destanı ve Tarihi)
* Truva Atı, Kazı Evi ve Hisarlik tepesi
* Efsanevi Surlar ( Doğu Kule ve Kale girişi )
* Athena Tapinak Yeri – Kuzeydogu Kulesi ve Sarnıç
* Marmar
* Truva II Surları ve Megaron Ev kalıntıları
* Schliemann Yarması
* 9 dönemin / Şehrin Katmanları
* Rampalı Güney Kale girişi
* Priamos’un Hazimesinin bulundugu yer
* Batı kapısı
* Truva VI bınası
* Illios’un Kutsal Alanı
* Roma dönemi Hamam ve Odeon kalıntıları
* Destansı Truva‘nın Güney Kale girişi

Çanakkale Truva Turu Bilgileri

– Yaz ve kış saati uygulamasına göre buluşma ve hareket saatleri, aynı zamanda dönüş saatleri değişiklik gösterebilmektedir.

– Ziyaret noktaları konusunda Rehber değişiklik yapma hakkına sahiptir.

– Ücret konusunda değişiklik yapma hakkı firmaya saklıdır. Firma istediği kişi yada gruba istediği fiyat politikasını yapmakta özgürdür.

– Arazi yapısı gereği mevsime uygun kıyafetler tercih etmeniz ve araziye uygun ayakkabı giymeniz tavsiye edilir.

Truva insanoğlu tarihinde en çok destan yazılan konulardan biridir. 2004 yılında yapılan araştırma doğrultusunda 34.000 eser Truva hakkında ve Truva ile ilişkili yazıldığı tespit edilmiştir.

Truva ile ilgili baş yapıt olan İlyada Destanı, tarihte en çok dile çevrilen eserdir. Modern dünyamızda dahi en önemli 10 konu arasında yer almaktadır.

Truva Medeniyeti bir çok kültüre kaynak olmuştur. Örneğin; Fransa‘nın başkenti bir Truva Prensi olan Paris‘in adını taşımaktadır.

Truva coğrafi bir köprü vazifesi görerek Pers Hükümdarı Serhas‘ın, Makedon Kralı İskender‘in, Romanın ilk imparatoru olan Agustus gibi tarihe yön vermiş olanların uğrak noktası olmuş ve büyük seferlerden önce Truva da kurban keserek sunakta bulunmalarına tanıklık etmiştir.

Truva ve Truvalılar yıllarca süregelen araştırmalarda Türkler ve Türk Tarihi ile bağdaştırılmış ve ilişkileri araştırılmıştır. Bununla ilgili detayı sayfamızın içinde bulabilirsiniz.

Truva ve Türk Tarihi

İstanbul’un fethinden 16 yıl önce İstanbul ve Bizans’ta halk arasında “Türkler, Truva’nın intikamını alacaklar”şeklindeki kaygılı söylentileri, tarihe kaydeden ilk kez İspanyalı seyyah Pedro Tafur (1410-1487) olmuştur. Pedro Tafur, Kasım 1437’de İstanbul’a gelip yaklaşık 6 ay Bizans ve Osmanlı bölgelerinde gözlem ve incelemelerde bulunur. Sırasıyla Bizans İmparatoru ve Osmanlı Padişahı 2. Murat’la da görüşür.

Anadolu’nun diğer önemli şehirlerini de ziyaret etmiş, incelemelerini görüşmelerini de el yazmalarında toplamıştır. “Bizans halkındaki Truva İntikamı ve korkusu’nun 1453’te gerçekleştiğini öğrendiğinde” notlarını almış kitaplarına bunu aktarmıştır.

Birçok Rönesans Dönemi düşünürleri eserlerinde; Türkleri Truvalılar soyundan kabul edip, Truva Savaşı’ndan sonra Asya’ya giden Truvalı bir grup olduğunu ve Anadolu’ya tekrar döndüklerini belirtmişlerdir. Bize bile ilginç gelen düşünceyi dünyaca ünlü Halikarnaslı Heredot ortaya atmıştır. Heredot’a göre Truva Savaşı’ndan sonra bir kısım Truvalı’nın da İtalya’ya gidip Roma Uygarlığı’nı kurduğunu belirtmiştir. Roma İmparatorluğu’nun temelini teşkil eden Kuzey İtalya’daki Etrüsk Uygarlığı’yla Orta Asya ve Anadolu’daki arkeolojik bulgulardaki benzerlik çok şaşırtıcıdır. At, kadın giysileri, takılar, kullanılan semboller, savaş malzemeleri ve mezarlık kültürü v.d. kendi çağlarındaki diğer hiçbir medeniyete ve topluluğa benzememektedir. Dolayısıyla içinde yaşadığımız bu yıllarda “Etrüsklerle Türkler Akraba mıdır?” sorusu artık yaşadığımız bu yıllarda genetik araştırmalar da dahil olmak Heredot’u haklı çıkarmaktadır.

Sadece Heredot mu? Elbette hayır. İstanbul’un Fethi’nden 3 asır önce Tyreli William, Türklerin köklerinin Truva’ya dayandığını belirtmiştir. Bunun dışında 1453’te İstanbul’un kuşatması devam ederken kentte bulunan Kardinal İsidore, Fatih Sultan Mehmet’e “Troyalıların Prensi” adıyla sıfatlanmıştır.

Osmanlı Sarayı’nın vakanüvisi (resmi tarihçisi) Gökçeadalı Kritobulos halen Osmanlı Saray arşivlerinde yer alan bilgilere göre Fatih Sultan Mehmet’in, 1462’de Osmanlı Midilli Adası’na düzenlediği sefer sırasında Truva Bölgesi’ni ziyaret ederek:

“Allah, aradan bunca zaman (2860 yıl) geçmiş olmasına rağmen, bu şehrin ve halkının intikamını alma hakkını bana nasip eylemiştir. Allah, beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık” demiştir.

Yunan Kralı Agamemnon, Aşil sayesinde Hektor’u yenerek Truva’yı fethetmiş ve tarihe geçmişti. Fatih de 2.600 yıl sonra “Truva’nın intikamını aldım” demişti.

Başta İngiltere olmak üzere, emperyalist batı Agememnon’u asla unutmadı. Çanakkale Savaşı’nda boğazları geçmek isteyen ve savaş gemilerine komuta eden Amiral Gemisi’nin adı Agememnon’du.

Mustafa Kemal’in topçularından 7 delik alan Agememnon Gemisi, batırılamadı ama… “Ah bir ataş ver cigaramı yakayım” diyen mehmetcikler tarafından savaş dışı bırakıldı…

Osmanlı 1. Dünya Savaşı’nı savaşı kaybetti. 30 Ekim 1918’de Bahriye Nazırı Rauf Bey, ateşkes anlaşması için Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda demirleyen bir gemide imza atmayı bekliyordu! Geminin adı ilginçtir ki, Agememnon’du!

Yaralı Agememnon Zırhlısı, İstanbul Boğazı’na gelen gemilerin yine içindeydi… 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa’da daha önce yedi delik açıp savaş dışı bıraktırdığı Agememnon Zırhlısı’na bakıp:“Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da da şunları söylemişti: “Dumlupınar’da, Truvalıların öcünü aldım!”

Makale: Usakcity.com / Mustafa OĞUZ

Truva Ören Yeri ve Kazıları

UNESCO Dünya Miras Listesi’ne Alınma Tarihi: 1998
Liste Sıra No: 849
Yeri: Marmara Bölgesi, Çanakkale
Kategori: Kültürel

Troya, dünyadaki en ünlü antik kentlerden birisidir. Troya’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Troya’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Tunç Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir. Troya, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Troya ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılar halen sürdürülmektedir.

M.Ö 3000 den başlayarak kesintisiz olarak 9 kültür katmanı tespit edilmiş olup, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Farklı dillerde, yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi, Türkçe’de “Troya“, Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19. yüzyıldan itibaren “Truva” olarak da bilinir. Homeros’un İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios ismi kullanılmıştır. İliada Destanı‘nda 49 kez Troia, 106 kez İlios ismi geçmektedir. İliada’da “kutsal İlios” tanımlaması sıkça rastlanır. Daha az kullanılan Troia ise “sağlam duvarlarla çevrilmiş”, “güçlü kuleli”, “geniş caddeli”, “rüzgarlı” tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için kullanılmış iki isim de Homeros‘tan çok daha eskiye dayanmaktadır. Destan eskilerden anlatılagelerek Homeros‘a kadar ulaşmıştır.

Heinrich Schliemann İliada’yı defalarca okuyup, inceledikten sonra, Homeros’un anlattığı Troia‘nın, yani İlios kentinin, Çanakkale Boğazı’nın (Hellespont) güneyinde yer alan, 100×250 metre boyutlarındaki Hisarlık Tepesi‘nde aranması gerektiğine inanmıştı. Bu ören yeri, Ege kıyılarından yaklaşık 6 km, Çanakkale Boğazı kıyısından ise 4.5 km uzaklıkta, stratejik açıdan önemli bir noktada, Skamander (Karamenderes) ve Simoeis(Dümrek) vadileri arasında uzanan kireç taşı bir yükseltinin ucundadır. 1863-1865 yılları arasında Troia’da küçük çaplı kazılar yapan Frank Calvert (konsolos, yöreyi iyi tanıyan bir bilim adamı ve eski eser koleksiyoncusu), Hisarlık Tepesi’nin bir höyük olduğunun daha önceleri farkına varmıştı.

  • Troya I 3000-2600 (Batı Anadolu EB 1)
  • Troya II 2600-2250 (Batı Anadolu EB 2)
  • Troya III 2250-2100 (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya IV 2100-1950 (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya V (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya VI: MÖ 17. yüzyıl – MÖ 15. yüzyıl
  • Troya VIh: Geç Tunç Çağı MÖ 14. yüzyıl
  • Troya VIIa: ca. MÖ 1300 – MÖ 1190 Homerik Troya dönemi
  • Troya VIIb1: MÖ 12. yüzyıl
  • Troya VIIb2: MÖ 11. yüzyıl
  • Troya VIIb3: yaklaşık MÖ 950
  • Troya VIII: MÖ 700 Helenistik Troya
  • Troya IX: Ilium, M.S. 1. yüzyıl Roma Troyası

KAYNAK: Truva Turu

No ratings yet.

Please rate this

Etiketler:

Truva Turu Konusuna 1 Yorum Yapıldı
  1. Margot Sanchez dedi ki:

    Hi !
    Iwould like to have more informations about your Truva Tour.
    Is the tour in English ?
    If it’s ok we would to make a reservation for 2 on the 28 April in the morning. We should arrive at the otogar around 7.30 AM, is the otogar far from the rendez-vous point ?

    Thanks for your responses
    Regards

    Margot

Sayfa başına git